HASTALAR İÇİN HIV/AIDS - Dr. İsmail Necati Hakyemez

Dr. İsmail Necati Hakyemez
İçeriğe git

HASTALAR İÇİN HIV/AIDS

BİLGİLENDİRME SAYFASI
HIV/AIDS nedir?
HIV (Human Immmunodeficiency Virus), Türkçe’de "İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü" olarak adlandırılan bir hastalık etkenidir.
Bir kişi HIV ile enfekte olduğunda, o kişi "HIV pozitif" olur.

1980’li yıllardan bu yana önemi ve sıklığının giderek artmıştır.
Toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

HIV, vücudun mikroplara ve kanserlere karşı savunmasında önemli bir role sahip olan CD4 bağışıklık hücrelerine nüfuz eder.
Sağlıklı bir kişide genellikle 600 ile 1200 arasında bir CD4 sayısı vardır.
Bu hücrelerin işlevlerini kaybetmesi sonucunda ölmeleri vücudun savunma sistemini çökertir.
CD4 sayısı 200'ün altına düştüğünde fırsatçı enfeksiyonlar ve kanserler kolayca gelişebilir.
AIDS (Acquired ImmunodDeficiency Syndrome), Türkçe'de "Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu", olarak adlandırılan bu virüsün neden olduğu ileri dönem hastalıktır.


Bulaşma Yolları Nelerdir?
HIV pozitif kişi ile korunmasız (kondom kullanılmadan) yapılan her türlü (oral, vajinal, anal) cinsel ilişki ile,
(HIV pozitif bireyle gerçekleşen tek bir korunmasız ilişki dahi hastalığıa neden olabilir)
Ortak kullanılan ve HIV enfekte enjektör veya steril edilmemiş cerrahi malzemelerle
Enfekte kan ve kan ürünleriyle (Ülkemizde 1987 yılından itibaren, her kan ve kan ürününe gerekli testler yapıldıktan sonra hastaya verilmektedir.),
HIV pozitif anneden bebeğe gebelik döneminde, doğum sırasında ya da doğum sonrasında emzirme ile bulaşabilmektedir.


Riskli Gruplar Kimlerden Oluşur?
HIV pozitif kişinin partneri olanlar,
Korumasız cinsel ilişkiye girenler,
Riskli temas öyküsü bulunan kişiler,
Damar içi madde bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı olanlar,
HIV pozitif gebelerin bebekleri risk altındaki grupları oluşturmaktadır.


HIV’in Bulaşmadığı Durumlar Nelerdir?
Dokunmak, tokalaşmak ve sarılmakla,
gözyaşı, ter ve tükürükle,
aynı yerde oturmak ve aynı havayı solumakla,
aynı havuzu, tuvaleti saunayı ve duşu paylaşmakla,
giysilerin ortak kullanılması ile
tabak, çatal, kaşık bıçak ve bardak paylaşmakla,
telefon kulaklığı ve kapı tokmağı ile
sivrisinek, böcek sokması ve hayvan ısırması ile
HIV bulaşmamaktadır.


Belirtiler
Enfeksiyon belli dönemlerle seyretmektedir.

Birincil HIV enfeksiyonu (Akut enfeksiyon) dönemi
Virüs vücuda girdikten 1-6 hafta sonra, ateş, lenf bezlerinde büyüme, döküntü, kas ağrısı gibi özgül olmayan yakınmalar oluşturabilir.
Bu şikayetler grip benzeri hastalıklarda sıklıkla görülebilmektedir.
Hastaların çoğun bu dönem hiçbir belirti olmadan da geçirilebilir.
6-12 hafta içerisinde vürüse karşı antikorlar gelişmektedir.
Antikorlar hastalığın tanısı açısından önem taşımaktadır.
Standart tarama testleri ile tanı koymak güçtür.
Antikorlar gelişene kadar geçen sürede, kanda virüs mevcuttur ve hastanın en bulaştırıcı olduğu dönemidir.


Sessiz asemptomatik (şikayetlerin olmadığı) dönem
Akut enfeksiyon geçtikten sonra, virüs vücutta hiçbir belirti yapmadan 6-13 yıl (ortalama 8-10 yıl) taşınabilir.
Bu süreçte kişinin şikayeti olmasa da bulaştırıcılığı devam eder.


Erken Semptomatik (şikayetlerin olduğu) Dönem
Hastaların ilk kez doktora başvurmalarına neden olan belirtiler bu dönemde ortaya çıkar.
Bu dönemde HIV enfeksiyonuna özgü testlerle tanı konarak tedaviye gecikmeksizin başlanmaktadır.


HIV enfeksiyonunun ileri dönemi (bu dönem AIDS olarak adlandırılır)
Hiç tedavi görmeyen kişilerde hastalık ilerler ve hasta AIDS dönemine girer.
Bu hastalarda virüs vücudun savunma sistemini artan şiddette zayıflatır.
Tüm savunma mekanizmalarını kaybederek çeşitli organlarda enfeksiyonlar ve kanserler ile farkında olmadan hastanelerin farklı birimlerine başvururabilirler.

İleri dönemde hastalarda görülebilen bazı belirtiler
Sık ve kolay hastalanma (sık tekrarlayan zatüre, zona vs.)
Uzun süreli yüksek ateş
Tekrarlayan ateş veya gece terlemeleri
Derin ve açıklanamayan yorgunluk
Koltuk altı, kasık veya boyunda ele gelen büyümüş lenf bezleri
İleri derecede istem dışı kilo kaybı
Uzun süren kuru öksürük
Tekrarlayan yaygın uçuklar
Ağızda, boğazda veya dil üzerinde beyaz noktalar ya da alışılmamış lekeler
Uzun süreli ağır ishaller
Deri, ağız, burun üzerinde veya göz kapaklarının içinde kırmızı, pembe veya morumsu veya lekeler
Hafıza kaybı, depresyon ve diğer nörolojik bozukluklar

Hastalar bu dönemde de yıllarca kalabilir ve bulaştırıcılıklarını sürdürürler.

Bu dönemde de hiçbir müdahale yapılmadığı takdirde hastalık ölümle sonuçlanır.


Tanı
Tanı için herhangi bir laboratuvarda kan örneğinde "Anti-HIV" adlı test yaptırmanız gerekmektedir.
Bu test ELİSA yöntemi ile yapılmakta olup ülkemizdeki birçok hastanede mevcuttur.
Bu testin pozitif saptanması, kişinin hasta olduğu anlamına gelmez
Hepatit B ve hepatit C testlerinde karşılaşabildiğimiz gibi yalancı pozitif sonuçlar görebiliriz.
İlk anti-HIV testi pozitif saptanan kişilerden ikinci bir kez aynı test tekrarlanır.
İkinci kez pozitif sonuçlanan kan örneklerlerin, Sağlık Bakanlığı referans merkezlerinde "Western blot" yöntemiyle doğrulama testi yapılır.
İstanbul, İzmir ve Ankara’da doğrulama merkezleri bulunmaktadır.
Doğrulama testinin de pozitif saptanması halinde kişinin HIV ile enfekte olduğu söylenebilir.

ELİSA testi, virüs vücuda girdikten hemen sonra pozitifleşmez.
Hastalığın saptanabilir hale gelmesi, virüsün vücuda girişinden sonraki 2-12 hafta içinde olmaktadır.
Bu durumda, kuşkulu bir temas belirten kişide ilk yapılan testin negatif (temiz) bulunması yeterli değildir.
Temastan 3 ay sonra test tekrarlanmalıdır.

HIV testleri yapılmadan önce ve yapıldıktan sonra mutlaka bir enfeksiyon uzmanı ile görüşülmeli ve yorumlanmalıdır.

Hastalığın erken saptanması, ilerlemeden müdahale edilmesine olanak tanır.
Riskli kişilerin, kendilerinde hiçbir belirti olmasa da test yaptırmaları erken tanı ve tedavi için elzemdir.


Tedavi
HIV ilk ortaya çıktığında tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilmekteydi.
Tedavi imkânı olmadığından sıklıkla fırsatçı enfeksiyonlar ya da kanserler nedeni ile hastalar kaybediliyordu.

Virüsün vücuttan tamamen uzaklaştıran bir tedavi henüz yoktur.
Ancak günümüzdeki ilaçlarla hastanın sağkalımını korumak ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür.
İki ya da üç çeşit ilaç tedavide kullanılmaktadır.
Tek ya da ikili tablet olarak kullanılan tedavi rejimi seçenekleri bireysel farklılık gösterebilir.


Yaşam süresi, kişinin önceki bağışıklık durumu, tedavi görüp görmemesi gibi birçok faktöre bağlı olarak bireysel farklılık gösterebilir.
Doğru zamanda tedaviye başlayan ve tedavisine tam uyum gösteren bir kişi, AIDS aşamasına hiç gelmeden yaşamını sürdürebilir.

Hasta olduğundan kuşkulanan veya hasta olduğu belirlenen kişi, en erken sürede Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.

Tedaviye başlanma zamanı, ilaçların kullanım bilgisi, poliklinik kontrolüne gelme sıklığı hekim tarafından belirlenir.

Hastalığın kontrol altına alınmasında, hastanın tedaviye yeterli düzeyde uyumu en önemli unsurdur.
Bu nedenle, hastanın hekime tam güven duyması ve hekim ile iyi bir iletişim kurması gerekir.


HIV/AIDS enfeksiyonundan Korunma yolları nelerdir?

HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır.
Korunma önlemleri bilmek ve dikkate almak, tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur.
HIV'in nasıl bulaştığını, bulaşma yollarını ve nasıl bulaşmadığını bilmek kendinizi ve eşinizi bu hastalıktan korumak için en önemli noktalardır.

Cinsel yolla bulaştan korunma için;
Güvensiz ve korunmasız cinsel temastan kaçınılması,
Tek eşlilik,
Cinsel ilişki sırasında kondom kullanılması gerekmektedir.

Kan yolu ile bulaştan korunma için
Taraması yapılmış HIV(-) kan ve kan ürünlerinin kullanılması,

Tek kullanımlık steril enjektör ve cerrahi malzemelerin kullanılması,
Ortak enjektör kullanımından kaçınılması gerekmektedir.

HIV (+) gebeden bebeğe bulaşın önlenmesi için,
Uygun tedavi ve takibinin yapılması, doğumun sezaryan şeklinde planlanması,
Doğumdan önce anneye ve doğum sonrasında bebeğe ilaç tedavisi başlanması,
Annenin bebeğini emzirmemesi gerekmektedir.


REV220511
İçeriğe dön